Web Site

Basında Biz

3890

 

 
Solucan gübresiyle tarıma hayat veriyor
Çukurova Gazetesi - 20 Şubat 2017
Mersinli bir girişimci ürettiği organik solucan gübresi ile Çukurova bölgesinde lider konuma geldi. Ürettiği ürünle ilke imza atan Orsal Gübre firmasının kurucusu Fatih Değerlier Mersin, bölge ve Türkiye’nin farklı illerine organik solucan gübre dağıtarak, tarımın kalkınmasına da katkı sunuyor.
 
Bu gübreyi kullanan üreticilerin hem toprakları korunuyor hem daha fazla ürün alıyorlar hem de ürünler kimyasallardan uzak kalmış oluyor. Türkiye’nin zengin toprakları bakımından bir tarım ülkesi olduğunu belirten Değerlier, “Kimyasal gübreleri Türk tarımına ve çiftçisine en büyük ihanettir” diyor.
Özel Haber Gencay Olcan

Ülkemizde yıllık beş milyon ton kimyasal gübre kullanılıyor. Gübre türevlerinin çoğunluğu petrol gibi dışarıdan geliyor ve çok yüksek paralar ödeniyor. Bu kimyasallar yağmurla yer altı sularına, yediğimiz ürünlerle direk vücudumuza geçiyor. Çukurova bölgesinde tarımın kalkınmasında öncü olan Orsol Gübre, çiftçilerin dertlerine deva oluyor. Kimsayal gübrelerin bahçelerdeki toprağa ve yetişen mahsule zarar vermesi dolayısıyla çiftçiler bu durumdan şikâyetçi olduklarını dile getiriyorlardı. Solucan gübresiyle basit, kalıcı, ucuz ve çok bir masrafla çiftçiler, bundan sonra kendi organik gübresini üretebilecek.

“ÇUKUROVA BEREKETLİ TARIM ARAZİLERİNE SAHİP”

Orsol Gübre, kimyasal gübrelerin azaltılması, toprağının canlılığını geri kazanması adına solucan gübresi üretimine öncü oldu. Ülkede bu işle uğraşan ve ilgilenen firma ve kişi sayısı bir elin parmakları kadar olduğunu ifade eden Orsol Gübre’nin Kurucusu Fatih Değerlier, “Solucan gübre üretimi iş kolu olarak çok yeni, üreten kişi çok az ve bizim yaşadığımız bölge ise uçsuz bucaksız tarım arazilerine sahipti. Çukurova gibi bereketli tarım arazilerine sahip bir bölgede yaşamam benim için büyük bir şanstı. Bu yeni ve ilerici iş fikri karşısında kısa bir araştırma sonunda gördüm ki bu solucan gübresi çok kıymetli bir değerdi, ülkemiz ve tarımımız için bu çok değerli ve kıymetli olan ürünün bölgemde ilk üreticisi olmak bizi daha da heyecanlandırıyordu” dedi.

“KİMYASAL GÜBRELERİ TÜRK TARIMINA VE ÇİFTÇİSİNE EN BÜYÜK İHANETTİR”

Türkiye’nin zengin toprakları bakımından bir tarım ülkesi olduğunu belirten Değerlier, sözlerine şöyle devam etti: “Ama ne yazık ki bazı yanlış uygulamalar ve politikalardan dolayı tarımımızda büyük oyunlar oynanmış ve tarımsal üretimde kendi kendine yetebilen sayılı ülkelerden birisi iken, çeşitli çıkmazlara sokulmuştur. Topraklarımız bereketli, çiftçimiz ve insanımız çalışkan ve zeki, üretiyor ama para kazanamıyor. Ülkemiz ekonomisi milyarlarca dolar cari açık verirken, çiftçimizin üretmiş olduğu zirai ürünler çiftçiye parasal olarak kazanç sağlamazken üretimi petrokimya sanayine dayanmakta olan kimyasal gübreleri ve zirai ilaçları kullanmak bence Türk tarımına ve çiftçisine en büyük ihanettir.”

SOLUCAN GÜBRESİ TARIMSAL ÜRETİMDE BİR LOKOMOTİF ROL ÜSTLENMİŞTİR”

Geçmişte dünyada yaşanmış tarım kalkınmalarından bahseden Değerlier, “Küba’da atmışlı yıllarda Fidel Castro Amerika’nın uygulamakta olduğu ekonomik ambargoyu ülkesinde tarımı teşvik ederek, gelişmesini sağlayarak delmeyi başarmış olup, tarımı kalkındırmasının temel başarısındaki ana faktör solucan gübresi olmuştur. Bunlar ve bu gibi örnekler ülkemiz tarımı için bertaraf edilmemesi gereken örneklerdir. Bugün Küba gibi birçok ülke, tarımda temel kalkınmayı solucan gübresi ile yakalamış ve solucan gübresi tarımsal üretimde bir lokomotif rol üstlenmiştir. Bu tip tarımsal ilerlemelere örnek olarak İsrail veya Hollanda gibi ülkeler üst sıralarda sayılabilir” diye konuştu.

“AMACIMIZI BİRİM ALANDAN ALMIŞ OLDUĞUMUZ MAHSULÜ ARTIRMAK”

Ülke tarımında üretimde temel mantığın tarlaların, bahçelerin, kendi kurdukları fabrikası olması gerektiğini savunan Değerlier, “Sadece bizlerin şahsının değil, tüm ülkemizin, geleceğimizin, çocuklarımızın birer fabrikasıdır. Bizim amacımız bu fabrikaları kazanç sağlar bir hale getirmektir. Kazanç sağlamak ise birim alandan almış olduğumuz mahsulü artırmak, bunu artırırken de kaliteli sağlıklı ve insana zarar vermeyecek zirai ürünler yetiştirmektir. Bence bunu tarımımızda sağlayacak ve ivme kazandıracak yegâne ürün solucandan elde edilen gübredir. Bu gübreyi ülkemizin her iline, kasabasına, mezrasına kadar tanıtmalı, çiftçisine kullandırmalıyız” diye ifade etti.

“ÇİFTÇİ, KENDİ GÜBRESİNİ KENDİSİ ÜRETMELİDİR”

Üzerilerine vazife olan bu kutsal görevi yerine getirmek için gece gündüz çalıştıklarını söyleyen Değerlier, çalışmaya da devam edeceklerini belirtti. Değerlier, “Orsol Gübre ailesi olarak Çukurova bölgesinde öncü olmak bize bir vazife yüklemişti. Bu yüzden her gördüğümüz kişiye, çiftçiye, üreticiye bu ürünü ve sektörü anlattık ve anlatmaya da devam ediyoruz. Bizler için çiftçimizi kalkındıracak bu ürünü yaygınlaştırmalı ve her çiftçimizin kullanmasını sağlamalıyız. Orsol Gübre ailesi olarak şu ana kadar ülkemizin birçok bölgesinde onlarca kişiye bu kıymetli ürünü ulaştırdık, onlarca bu işi yapmak isteyen girişimciye ön ayak olduk ve olmaya da devam ediyoruz. Her çiftçimiz bu ürünü kullanmalı ve hatta gelişmiş ülkelerdeki gibi kendi gübresini kendisi üretmelidir” ifadelerini kullandı.

“BU TOPRAKLAR BİZİM”

Hayalinin çiftçilerin bu ürünü kendilerinin üreterek tarımsal harcamalarda minimum masraf etmesi gerektiğini söyleyen Orsol Gübre Kurucusu Fatih Değerlier, “Bu ve bu gibi örnekler her il, kasaba ve köylerimize kadar yaygınlaştırılmalıdır. Ülkemiz tarımı da tarımla başarıyı ve kalkınmayı yakalamış olan ülkeler gibi başarmalı ve bu amaç için topyekûn bir tarımsal seferberlik başlatılmalıdır. Bizde Orsol ailesi olarak bu heyecan ve şevki iliklerimize kadar hissediyoruz. Çünkü bu topraklar bizim. Milyarlarca senedir bu topraklar insanlığı nasıl doyurduysa, daha milyarlarca senede doyurmaya devam edecektir elbette. Ama bizler çocuklarımızdan devraldığımız bu kutsal emaneti kirletmeden sahip çıkarak koruyabilirsek eğer, bizler için bir avuç toprağın dua etmesi yeter düsturu ile yola çıktık ve hayatımız boyunca da bu düsturumuzdan hiç ayrılmayacağız” diye konuştu.

“ÜRÜNLER PAZARDA HAK ETTİĞİ DEĞERİ YAKALADI”

Mersinin seracılık ve tarım cennetini olduğunu kaydeden Değerlier, Adanalıoğlu kasabasından şöyle bir örnek verdi: “Yakın zamanda Mersin merkeze bağlı Adanalıoğlu kasabasında kurmuş olduğumuz bir üreticimizi örnek vereyim. Bu üreticimizin yaklaşık 300 dönüm civarında bir arazisi bulunmaktadır. Bu arazide seracılık, narenciye, nektarin vb. üretimler yapılmaktadır. Yaklaşık olarak bu arazilerin senelik ortalama 100-120 ton civarı organik gübreye ihtiyacı bulunmaktadır. Bu üreticimiz bize müracaat etmiş ve 3 senelik solucan gübresi kullanımından sonra kendi gübresini kendisi üretmeye başlamıştır. Yaklaşık 40 metrekare gibi solucan gübresi üretim sisteminde, yüz bin lira gibi bir yatırımla kendi gübresini üretir pozisyona gelmiştir. Çiftçimiz yapmış olduğu yatırımının karşılığını bir sezon gibi kısa bir sürede alıp sağlıklı kaliteli ürünler yetiştirip ve pazarda hak ettiği değeri yakalamış ürünler yetiştirmiş olacaktır.”

“ÜRÜNLERİM FİLİZLENDİ”

Solucan gübresi ile beraber kimyasal gübre kullanımını azalacağını berlirten Adanalıoğlu’nda çiftçilik yapan Mustafa Şakir Canbolat, kendi gübresi üretebileceğini söyledi. Solucan gübresini deneme amaçlı olarak bahçesinde kullanan Canbolat, şunları söyledi: “Bir iyi bir de kötü mahsul aldığım tarlalarım vardı. Ben de kötü mahsul aldığım tarlaya solucan gübresini döktüm. Aradan on gün geçince kötü olan tarlam iyi olan tarlamdan daha verimli bir hale geldi. Ürünlerimin filizlenmesi, tane tutması ve çatallaşmasını çok iyi yönde etkiledi.” Solucan gübresiyle nasıl tanıştığını anlatan çiftçi Canbolat, “Fatih Bey, benim komşum tesadüf olarak oturduk, işini sordum ondan sonra anlattı bana, gidip tesisini gördüm. Deneme olarak aldığım solucan gübresini serada biberde uyguladım ve 15 gün sonra ürünlerimde verimli bir artış sağlandı” dedi.

Solucan gübresi ile beraber kimyasal gübre kullanımını azalacağını berlirten Adanalıoğlu’nda çiftçilik yapan Mustafa Şakir Canbolat, kendi gübresi üretebileceğini söyledi. Solucan gübresini deneme amaçlı olarak bahçesinde kullanan Canbolat, şunları söyledi: “Bir iyi bir de kötü mahsul aldığım tarlalarım vardı. Ben de kötü mahsul aldığım tarlaya solucan gübresini döktüm. Aradan on gün geçince kötü olan tarlam iyi olan tarlamdan daha verimli bir hale geldi. Ürünlerimin filizlenmesi, tane tutması ve çatallaşmasını çok iyi yönde etkiledi.” Solucan gübresiyle nasıl tanıştığını anlatan çiftçi Canbolat, “Fatih Bey, benim komşum tesadüf olarak oturduk, işini sordum ondan sonra anlattı bana, gidip tesisini gördüm. Deneme olarak aldığım solucan gübresini serada biberde uyguladım ve 15 gün sonra ürünlerimde verimli bir artış sağlandı” dedi.

“ÖMÜR BOYU BİR SERMAYEM OLDU”

 

Kimyasal gübrelerden çektiği sıkıntıları anlatan çiftçi Canbolat, “20 TL’lik bidonlar bize 200 TL’ye satılıyordu ve hiçbir verim sağlamıyorduk. Kimyasal gübreler toprağımızı çürütüyordu. Çiftçi kandırıla kandıra bitmiş bir durumdaydı. Ama artık bir senelik gübre parası bana ömür boyu bir sermaye olacak” diye konuştu.

SOLUCAN GÜBRESİYLE TOPRAK CANLANIYOR”

Türkiye’de tarımın canlanmasının kendileri için çok önemli olduğunu vurgulayan Değerlier, “Hayvansal gübreyi solucana yedirtip kullanmanın sebebini şöyle açıkladı: “Hayvansal gübrenin içerisinde bulunan kimyasal maddeler bahçedeki birçok ağaca ve toprağa zarar verebiliyor. Solucan bunu kendi bünyesinde arıtıp faydalı hale getiriyor. Solucanın kendisi de bazı enzimleri içine koyduğu için bir nevi ikinci bir iyileştirme yapıyor. Siz toprağı azot ve amonyum nitrat verseniz de toprakta verim oluşmuyor ve kimyasal gübreye boşuna para vermiş oluyoruz. Yaptığımız temel işlem 30 metrelik makinelerde fermente edilmiş inek gübresini solucanlara yediriyoruz ve solucanın gübresini alıyoruz. Yaklaşık 2 milyon adet solucanla senede 100-120 ton gübre üretimi gerçekleştiriyoruz.”

“TARIMDA SAĞLIKLI ÜRÜNLERİN YETİŞMESİ ÇOK ÖNEMLİ”

 

Burada üretilen tesis ile Çukurova bölgesi başta olmak üzere tarımda sağlıklı ürünlerin yetişmesi bakımından çok önemli olduğunu söyleyen Değerlier, “Kimyasal gübre azalırken toprakta canlılık başlayacak. Beyaz sinek hastalığı yüzünden yurt dışına gönderilen ürünler geri gelmeyecek. 2 milyon gelen solucan yumurtlayacak ve çoğalacak 3 milyon olacak ve daha çok gübre üretimi sağlanacak. Biz Orsol Gübre ailesi olarak, Türkiye’de tarıma verilen değerin solucan gübresiyle beraber daha yüksek olacağını söylüyoruz” diye sözlerini bitirdi.

 

Solucan Gübresi

Çukurova Gazetesi - 22 Şubat 2017

Yetmişli yıllarda kendine yetebilen az sayıda ülkeden biri iken şimdilerde birçok gıdayı ithal ediyoruz. Bunun çok açıklaması olabilir. Ama ortada elle tutulur bir gerçek var. Artık iyi tarım yapamıyoruz, dolayısı ile ürünlerimizi satamıyoruz ve sağlıklı beslenemiyoruz. Küçücük Hollanda, İsrail, Küba gibi ülkeler bize taş çıkartıyor. Hem de bizim gibi zararlı kimyasal gübrelere milyar dolarlar vermeden, ağırlıklı olarak solucan gübresi kullanarak. Bunu devlet biliyor, üretici biliyor, tüketici de biliyor. Projelerden söz ediliyor, çok şey konuşuluyor ama bir türlü çözümler üretilemiyor. Birçok konuda olduğu gibi bu konu dada üstümüze ölü toprağı serpilmiş gibi. Fakat kişisel gayretlerle elini taşın altına koyan birkaç vatansever zor şartlarda solucan gübresi adına güzel işler başarıyor. Ülkemiz tarımının geleceğinin bu küçücük solucanlara bağlı olduğunu da biliyoruz.
 
Solucan gübresi ve Fatih beyi iki yıl önce tanımıştım. O günlerde Fatih beyin kişisel gayretine saygımdan bir makale yazmıştım. Geçtiğimiz günlerde kanserle ilgili araştırma yaparken, Fatih beyin solucan gübresi serüveni aklıma geldi. Aradım ne yaptığını, tesisi yenileyip yenilemediğini, yeni bir şey olup olmadığını sordum. Niğde projesinden bahsetti. Kim bunlar, nasıl bir iş yaptınız yazılı bir doküman var mı, nasıl öğreniriz deyince. Hasan beye telefon etmiş. Durumu anlatmış. O da bana hikâyesini kaleme almış, gönderdi. Basit bir yazı ama etkilendim. 
Ramazan Eyceoğlu